4 Ocak 2011 Salı

miniciğim, annen seni hissetmeye bayılıyor.

kıpır kıpır.
neşeli olduğunu düşünüyorum, nedense. umarım öyledir.
kuzum tekme atma eylemine geçiş yaptı.
daha önce içerde taklalar atıyordu ben de hissediyordum.
şimdi göbüşe tekme atmaya ve var gücüyle ittirmeye başladı.
göbüş deliğimin 2 cm soluna yerleşip itiyor, kendine yer açmaya çalışır gibi.
ne yaparsa yapsın, onu hissetmeye bayılıyorum :))
masallah annesinin bir tanesine.

bugün yeni taşındığımız semtin  aile hekimliğine giderek kaydımızı kaydırmak için başvurduk. hazır gitmişken tek doz tetanoz aşımı da vuruldum. normalde iki dozmuş ama 3 sene önce çalıştığım belediyede rutin sağlık kontrolü sırasında tetanoz aşısı olmuştum. bir aşının 5 sene geçerliliği varmış. o yüzden tek doz vurulmamda sakınca görmedi doktorumuz.

25. hafta kontrolümüzde 830gr ve 34 cm olduğunu öğrendik.
elimde cetvelle ortalama göbiş konumunu anlamaya çalışıyorum.
sıkışmaya başladı galiba yavaş yavaş.
mümkün olduğu kadar bilgisayarın karşısında dik oturmaya çalışıyorum.
prensesimin yeri daralmasın diye.

bazen ofisteyken içimdeki hareketlerini hissediyorum ama yoğun çalıştığımdan onunla ilgilenemiyorum.
ve öyle olduğunda kızımın zamanını çalıyormuşum gibi hissediyorum.
daha doğmadan böyle hissediyorsam, doğumdan sonra çalışmaya başladığımda kimbilir nasıl hissedeceğim?

şaka maka 27. haftadayız. 13 haftamız kaldı teorik olarak. pratikte kızımız 10-15 gün erken gelebilirmiş. 
kısmet bakalım, sağlıkla gelsin de, gerisi boş...

31 Aralık 2010 Cuma

2010'un en anlamlı hediyesi...

bir yılı daha geride bıraktık.
2010 on uzerinden dokuzu haketti. fazla puan vermiyorum, 2011 tam puan için çabalasın diye. :)

2010'da pek çok hediye aldık. doğum günüydü, şımarma günüydü derken.
ama en anlamlısı temmuz ayında gelendi.
bebeğimiz olacağı haberini öncelikle bir gebelik testi üzerinden öğrendik ve aynı gün içinde yaptırdığımız kan testiyle kesinleştirdik. son iki yılın en güzel hediyesi benim tatlı kızımın haberi oldu.
ne mutlu bize.
2011 dileğim ise şimdiden belli.
tatlı kuzuma sağlık ve sıhhatle kavuşabilmek ve
tüm ailemizle sağlıklı ve bereketli bir yıl geçirmek...

tüm iyi dileklerle sizlerin de yeni yılı kutlu olsun...

23 Aralık 2010 Perşembe

maşallah, benim kızım pek tatlı:)

kızımla ben, o kadar tatlıyız ki, şeker değerlerimiz içimizden fışkırdı.
dün 50mg'lık glikoz yüklemesi yaptırdık. mx.140 çıkması gereken değerimiz 150 çıktı.

bu sefer sapıtmadım, ağlamadım. endişe krizlerine de kapılmadım. ortalam bir sakinlikli bu sabah 8:30'da hastaneye gittim. açlık ve 100mg glikoz yuklemesi testlerimi yaptırdım. 
ilk önce açlık şekerimi ölçmek için kan aldılar. 
sonra 100mg glikozu slandırmak suretiyle içtim. içtim ama üç gün tatlı birşey yiyebileceğimi sanmıyorum. öyk geldi :)
hemşiremiz; "bu katta bekleyin,  mideniz bulanabilir, herhangi bir rahatsızlık hissederseniz müdehale edebilelim" dedi.  yaklaşık 20 dk. sonra  kulaklarım zonklamaya başladı, az biraz  da midem bulanınca hemşiremize rahatsızlıklarımı belirttim. hemen beni yatırdılar, ayaklarımı da yastıkla destekleyip buraz yukarıda tuttular. yaklaşık 25-30 dk. yatarak dinlendim ve geçti allahtan. eğer ki kussaymışım, testi başka bir gün tekrarlamaları gerekecekmiş. 
muhtemelen tansiyonum düştü, yatarak normale döndükten sonra; glikoz içmemin 1. saati, 2.saati ve 3. saaatinde birer kere daha kan aldılar. dünküyle beraber 2 delik sol kolumda, iki delik sağ kolumda, biri de sol elimin üstünde. damarlarım pek yüzeyde olmadığı için hemşiremiz çok zorlamadı ve elimin üzerinden kanımı aldı. 

son kan alımının üzerniden 1 saat geçince de sonuçlarımı aldım.
doktoruma götürdüm; "diyabet olasılığın yok. sadece kan şekerin hızlı düşüşe ya da hızlı yükselişe geçiyor" dedi.  yüksek şekerli tabir edilen ballı, şerbetli tatlılardan uzak durmamı, orta sekerli (sütlü tatlı, bisküvi vb.) yiyebileceğimi, tatlıyı kesmeden doğal beslenebileceğimi,  sık aralıklarla öğün atlamadan beslenmemi, aç kalmamaya gayret etmemi söyledi. aç kalınca kan şekeri ve buna bağlı tansiyon düşüklüğüm olması normalmiş.

bu ara tatlıya pek düşkündüm. geçen akşam rüyamda tahinli pide bile gördüm. ama bu şeker kontrol testi beni biraz da olsa akıllandırdı.  yarın kuru kayısı ve kuru dut alacağım. tatlı alacaksam en doğalından olsun, dedim. 
sonuç olarak kızım o kadar tatlı ki, tadı dışarı fışkırıyor.
maşallah. annesi yer onu, yeeer:))

13 Aralık 2010 Pazartesi

hormon asabiyeti...

mazeretim var, hamileyim ben :))

birkaç gündür, nasıl gerginim anlatamam. geçen akşam önce,  gran torino filminin sonunda clint eastwood ölünce ağlamaya başladım. ağlarken birilerinin görmesinden hiç hoşlanmam. buna kocacığım da dahil. filmin sonu tam yemek saatimize denk geldi. böcüümle gözgöze geldik, benim gözler hemen kızarmış. banyoya gittim, hemen. yüzümü gözümü yıkadım. saçımı başımı topladım, mutfağa gittim. böcükümün yüzünde bir gülümseme. "hormonların mı kudurdu yine" diye sordu. burnumu çeke çeke güldüm.

ertesi akşam, yatmadan önce her zamanki gibi annemle telefonda konuştuk. tatlı başlayan konuşmamız pek de tatlı bitmedi. tartışmadık elbet ama , biraz gergin kapattık telefonu.
 annem biraz otoriterdir, benim dediğim doğru havası vardır. ee, ben de alıngan olunca, gerginlik kaçınılmaz oluyor, bazen.
gerilmiş bir hamile, daha da gerilirse ne olur?
ağlar...

gömdüm kendimi yorganın altına.
iyi geceler demeyişimden işkillenen böcüküm, yine beni sümüklerimi çekerken buldu. :P
yanıma gelip uzunca bir süre teselli edip, sakinleştirdi beni, sağolsun.

ota boka ağlayan hamileler olduğunu duymuştum, şımarıklık yaptıklarını düşünmüştüm.
yanılmışım...
sizi sinirlendiren yada üzen konunun,
ne kadar saçma ya da gereksiz olduğu hiç önemli değil. bir anda içinizi kavuran bir öfke fırtınasını hissediyorsunuz. ya çığlık çığlığa birine bağırmak ya da hıçkıra hıçkıra ağlamak geliyor içinizden.
ben bağıramadığımdan, ağlama yolunu seçiyorum.
gözleriniz kurumaya yüz tuttuğu ve burnunuzun doluluğundan nefes alamadığınız noktaya geldiğinizde bir nebze de olsa sakinleşiyorsunuz.

tavsiyem, içinizdekileri akıtana kadar ağlayıp, arkasından uyumanız.
uyandığınızda kendinizi salak gbi hissediyorsunuz ama olsun, sakinleyip, rahatlamış oluyorsunuz.

illustrasyon: http://k-bladin.deviantart.com

24. hafta oldu, bugün.

yani, 6 ayımızı doldurduk.kısmetse, önümüzdeki hafta itibariyle son üç aylık döneme gireceğiz.

30 Kasım'da renkli ultrasonda asyamızın kalbi ve safra kesesini kontrol etti, İsmail Bey.
bizim inatçı yine yüzü koyun döndü, ser verdi, sır vermedi. oysaki randevumuza gitmeden browni yemiştim. ama yetmemiş demek ki. safra kesesi kontrolünden sonra doktorumuz yine kesme şeker molası verdirdi bize.
3 kesme şeker ve bekleme salonu yürüyüşlerinden sonra doktorumuz sağlıklı görüntü almayı başardı. asya hanım, daha az kıpırdandığından, kalp kapakçıkları ve kan dolaşımını görüntüleyebildik. Sevil Hanım'ın kontrollerinde bi kadar hareket etmiyor kızımız. kudurukluğunu İsmail Bey' e yapıyor nedense.

sonuç olarak,
asya'nın değerlendirme raporu gayet güzel. teknolojinin izin verdiği ölçüde yapılan incelemeler sonucunda kızımızın kalbi gayet sağlıklı, saptanabilmiş bir sorun mevcut değil.
tü tü tü maşallah, annnesinin kuzusuna :))
22 aralık'ta 50mg. glikoz yüklemesi yapacak doktorumuz bana. gizli şekerim olup olmadığı kontrolü çin kan alınacak.
yediklerime mümkün olduğu kadar dikkat etmeye çalışıyorum. özellikle akşam yemeklerime. malum, mide yanması ve hazımsızlık en fazla gece etkisini gösteriyor.
sabah iki dilim tam tahıllı ekmek ve sütaş süzme peynir eşliğinde ofiste kahvaltımı ediyorum. bir büyük bardak süt eşliğinde.
nurcan sağolsun öğlen yemeğinde sebze pişirmeyi ihmal etmiyor bana. ve de salata.
öğleden sonra evden getirdiğim 4-5 adet mandalina'yı yiyorum. buna rağmen açlığım tekrarladığında bir dilim ekmek+peynir ve süt ile kısa bir öğün daha yiyorum. artık iş çıkışına doğru bir daha acıkmıyorum. acıktığımda da ayva yiyorum.
mide yanmasına karşı en büyük silahım ayva. çok işe yarıyor. annem de bana hamileyken, ayvadan çok faydalanmış. "çok ayva yersen bebek gamzeli olur" dediklerinde babamız araya giriyor. "gamzeli olursa benden, ayvadan değil" diyor. doğru, babamızın çok tatlı gamzeleri var.
bakalım asya kime benzeyecek?

26 Kasım 2010 Cuma

hamilelik ve öğütler...

* turşu yeme sakın! vücudun su toplar, şişersin.
son iki ay için geçerliği yüksek bir öğüt. yüksek tuz tüketimi;  ödem olarak tabir edilen, vücudun su toplaması durumuna sebep oluyormuş. gedelek'ten daha yeni erik turşusu almıştık, hay allah:P
* kutu süt içme, günlük cam şişede tüket! tetrapak kutularda uzun süre içecek tüketirsen alzeimher oluyormuşsun.
bugün söyledi bir arkadaş. 
"iyi de, yarım yağlı sütlerin günlüğü yok, onu ne yapacağız?" dedim de, cevap; 
"az tüket" oldu. 
hatırladın mı bilmem, hamileyim ben. o yüzden sütü mümkün olduğu kadar tüketmeye çalışıyorum, dedim ama içimden.
dışımdan; "hıı, tamam" dedim, konu kapandı.
* otobüste tekerlek üstüne oturma. çok hoplatır. 
ablacığım ve baba adayımızın tavsiyesi. bebeği sarsmamakta fayda var, elbet. 20.haftada şiddetli  tehlike arz ediyor mu bilemiyorum ama dikkatli olmaya söz verdim.
* maydanoz yeme, kas gevşetici özelliği varmış. erken doğuma sebebiyet veriyormuş.
doğruluğu konusunda hiçbir fikrim yok ama zaten maydanozla aram pek iyi değildir. asyamın babası bunu duyunca, "maydanoz sağlıklıdır, bol tüketmek lazım" nutuklarına doğum sonrasına kadar ara vermiş oldu.
* ilk tekmesini hissettiğinde kime bakarsan, bebek ona benzer.
allahtan arabayla annemlere giderken ilk tekmesini attı da, şaşkınlıkla babasına baktım hemen. babası gibi uzun kirpikli ve gamzeli olsun benim kuzuuuum:))

* ot,çöp, meyve, tatlı, şerbet tüket, sütün bol olsun.
yalan, yalan, yalanmış...
sakın inanmayın. doktorum özellikle en başından belirtti. sütün bol olması bol su tüketimi ile alakalıymış. anahtar su ve sütte. öyle şerbetler, tatlılar, yumurtalar falan, hikaye, inanmayın :))
fotoğraf: http://www.bebegim.web.tr/

21. hafta ve asya kıpır kıpır...

o kıpırdandıkça yüzüm gülüyor. herşey yolunda diyorum kendime.
özellikle sabahları ve akşamüstleri ben ofiste bilgisayar tepesindeyken hareketleniyor. oturma pozisyonumdan hoşlanmadığını düşünüyorum.
-anne yaaaa, sıkıştım yaaa, çekilseneee
diyormuş gibi geliyor.
dur daha çok sıkışacağız senle, 3 ay daha sabret kuzucum. doğum iznine çıkınca bol bol dinleneceğim senin istediğin pozisyonda.
geçtiğimiz pazartesi doktorumuza kontrole gittik.
1 ayda 900gr almışım, yuppi :)
gerçi iki günde şımarıp; dün nutellalı rulo kek, bugün de tavukgöğsü yedim, utanmadan. akşama 5 km yürürsem ancak eritirim :P
doktor teyzesi ultrasonda kemik boylarını ve kafatası genişliğini ölçtü. herşey olması gerektiği gibiymiş.
kızımız asya, 385 gr ağırlığında ve 23 cm boyunda. bundan sonra kilosu hızla artacakmış. her ay ikiye katlanacakmış gramajı, kısmetse.
önümüzdeki salı ayrıntılı ultrasonumuzun ikinci etabı var. doktorumuz kalp ve safra kesesi oluşumunu inceleyecek. bir de vesikalık fotoğrafını isteyeceğiz, ismail bey'den.
çünkü 22. haftada minyatür boyutlardaki bir yenidoğan görüntüsüne kavuşuyormuş. ağzı-burnu kime benziyor, görebileceğiz :))
annesinin minik kuzusuuuuu, seni çoook seviyorum.

bu arada babamız bana; dünyanın en güzel kargosu diyor. göbişimi öpüp kızıyla da konuşmayı ihmal etmiyor. nasıl bir baba olacak diye düşünüyorum, bazen. kesinlikle sevgi böcüğü bir baba olacak, ondan eminim. bakalım ben nasıl bir anne olmayı başaracağım.
bakalım neler olacak?
macera devam ediyooooor...